

İngiltere, sunduğu şeffaf hukuk sistemi ve girişimci dostu ekosistemiyle global pazara açılmak isteyen Türk yatırımcılar için stratejik bir merkezdir. Ancak bu pazarda sürdürülebilir bir yapı kurmanın ilk adımı, işletmenin hukuki ve mali kimliğini doğru belirlemektir. İngiltere yasaları çerçevesinde en çok tercih edilen iki model olan LTD (Limited Company) ve LLP (Limited Liability Partnership), farklı operasyonel ihtiyaçlara ve vergi stratejilerine hizmet eder.
İngiltere’de Kurulabilecek Başlıca Şirket Türleri
İngiltere’de bir iş kurarken tercih edilebilecek yasal statüler, sorumluluk sınırlarını ve vergilendirme biçimlerini belirler. Yatırımcıların karşısına çıkan temel yapılar şunlardır:
● Sole Trader: Kuruluşu en basit ancak riskin en yüksek olduğu modeldir; işletme sahibi tüm borçlardan şahsi varlıklarıyla sorumludur.
● Private Limited Company (LTD): En yaygın modeldir. Şirket ve sahipleri ayrı yasal kimliklere sahiptir.
● Limited Liability Partnership (LLP): Ortakların sorumluluğunu sınırlayan ancak iç işleyişte ortaklık esnekliği sunan yapıdır.
● Public Limited Company (PLC): Hisselerini halka arz etmeyi hedefleyen, yüksek sermayeli yapılar için uygundur.
LTD Şirket Yapısının Özellikleri
LTD şirketler, sahiplerinden bağımsız bir tüzel kişilik olarak tanımlanır. Bu ayrım, girişimciye hem hukuki koruma hem de kurumsal bir temsil gücü sağlar.
Önemli Maddeler:
● Hukuki Koruma: Hissedarların sorumluluğu şirkete koydukları sermaye ile sınırlıdır; bu da kişisel varlıklar için güçlü bir kalkan oluşturur.
● Sermaye ve Yönetim: Tek bir kişi hem hissedar hem de direktör olabilir. Bu durum, hızlı karar alması gereken küçük ve orta ölçekli işletmeler için operasyonel kolaylık sağlar.
● Vergi Rejimi: Şirket kârı üzerinden Kurumlar Vergisi ödenir. Kârın bir kısmı şirkette bırakılarak büyüme için yeniden yatırıma yönlendirilebilir.
● Yatırım Alabilme: Hisse yapısı sayesinde dışarıdan yatırımcı çekmek veya çalışanlara hisse opsiyonu sunmak LLP’ye göre daha sistematiktir.
LLP Şirket Yapısının Özellikleri
LLP, özellikle profesyonel hizmet sunan gruplar için geliştirilmiş, hibrit bir modeldir. Geleneksel ortaklıkların esnekliğini, limited şirketlerin sorumluluk korumasıyla birleştirir.
Önemli Maddeler:
● Vergi Şeffaflığı: LLP’nin kendisi bir kurum olarak vergilendirilmez; kâr doğrudan ortakların geliri sayılır. Bu durum, ortakların vergi ikametgahına bağlı olarak farklı mali sonuçlar doğurabilir.
● Üyelik Gerekliliği: Kurulabilmesi için en az iki ortak (üye) gereklidir. Bu ortaklardan en az ikisinin “yetkili üye” (designated member) olarak yasal sorumlulukları üstlenmesi şarttır.
● Yönetim Esnekliği: Kar dağıtımı ve yönetim yetkileri, hisse oranından bağımsız olarak hazırlanan bir “Ortaklık Sözleşmesi” ile belirlenebilir.
● Hizmet Odaklılık: Danışmanlık, mimarlık veya hukuk gibi uzmanlık gerektiren alanlarda, emeğin ve sermayenin farklı şekilde değerlendirilmesine imkan tanır.
LTD ve LLP Arasındaki Temel Farklar
İki yapı arasındaki seçim, sadece isim değişikliği değil, maliyet ve yönetim anlayışı değişikliğidir. Temel ayrımlar şu noktalarda yoğunlaşır:
| Özellik | Limited Company (LTD) | Limited Liability Partnership (LLP) |
| Yasal Kimlik | Sahiplerinden bağımsız tüzel kişilik | Ortaklarından bağımsız tüzel kişilik |
| Minimum Kişi | 1 (Tek kişi kurabilir) | 2 (En az iki ortak şarttır) |
| Vergilendirme | Şirket seviyesinde Kurumlar Vergisi | Ortaklar seviyesinde Gelir Vergisi |
| Kâr Dağıtımı | Hisse payına göre temettü | Sözleşmeye göre esnek dağıtım |
| Kurumsal İmaj | Genel ticaret ve yatırım odaklı | Profesyonel hizmet ve ortaklık odaklı |
Karar Verme Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Faktörler
Şirket türü seçimi, işletmenin bugünkü durumundan ziyade gelecekteki projeksiyonuna göre şekillenmelidir. Seçim aşamasında şu değişkenlerin ağırlığı her işletme için farklı sonuçlar verebilir:
● Sermaye ve Yatırım Planları: Eğer hedefte dışarıdan fon almak veya ileride şirketi satmak varsa, hisse yapısı nedeniyle LTD modeli genellikle daha öngörülebilir kabul edilir.
● Kârın Kullanım Biçimi: Elde edilen kârın tamamı her yıl ortaklar arasında paylaştırılacaksa LLP’nin “şeffaf” yapısı incelenmeye değerdir. Ancak kârın bir kısmının şirkette tutulup büyüme için kullanılması planlanıyorsa, LTD vergi açısından daha verimli olabilir.
● Ortaklık Yapısı ve Sayısı: Tek kişilik bir girişim için LLP yasal olarak mümkün değildir. Diğer yandan, birden fazla profesyonelin bir araya geldiği yapılar için LLP’nin sunduğu yönetim esnekliği, katı şirket anayasalarına göre daha konforlu bir çalışma alanı sağlayabilir.
● Vergi İkameti (Tax Residency): Şirket sahiplerinin hangi ülkede vergi mükellefi olduğu, LLP ve LTD arasındaki net vergi yükünü radikal şekilde değiştirebilir. Bu noktada “Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları” kritik rol oynar.
Not: Bu makale, hukuki konulara ilgi duyan kişilerin genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.
Son yıllarda, hem varlık sahiplerinin hem de yöneticilerin UNPRI ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri gibi küresel girişimleri giderek daha fazla benimsemesiyle, yatırımcıların ilgisinde ESG uyumlu yatırımlara doğru gözle görülür bir değişim yaşandı. Bu eğilime, sürdürülebilir yatırım seçeneklerine yönelik perakende talebinde gözle görülür bir artış eşlik ediyor. Bu değişimler, varlık sahiplerinin ve yöneticilerinin ESG hakkındaki duruşlarını ve yatırım karar alma süreçlerindeki rolünü net bir şekilde tanımlamaları için bir fırsat yaratıyor.
ESG faktörleri ile yatırım kararı alma arasındaki gelişen bağlantı, fonları ve varlık yönetimi sektörünü önemli ölçüde etkiliyor. Varlık sahipleri ve yöneticileri, önerilen herhangi bir işlemde veya yatırım kararında ESG hususlarını hesaba katmak konusunda kendilerini giderek daha fazla yükümlü buluyorlar. Bu, sürdürülebilirlik risklerinin uygun şekilde değerlendirilmesini ve yatırımların müvekkillerinin veya yararlanıcılarının ESG tercihleriyle uyumlu olmasını sağlar. Sonuç olarak, ESG konularının entegrasyonu yalnızca bir uyum çalışması olmaktan çıkıp varlık sahipleri ve yöneticileri için temel bir iş hususu haline geldi.
Bu gelişmeleri yakından takip ederek, işletmelerin ESG süreçlerinde ihtiyaçları olan entegrasyonu sağlama konusunda geniş deneyime sahibiz. Hizmetlerimiz, organizasyon düzeyinde stratejik ve operasyonel tavsiyeler sunmaktan, ESG ile ilgili stratejilerin başlatılmasına veya yatırım yapılmasına yardımcı olmaya kadar uzanır.
Kurumsal amaç, hesap verebilirlik ve operasyonel dayanıklılığa artan vurgu, kurumsal stratejiler kapsamında çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) hususlarının önemini artırmaya devam ediyor.
Geçmişte bu tür konular genellikle finansal değeri azaltıcı olarak görülebilirken, artık sürdürülebilir iş uygulamalarının yalnızca riskleri azaltmakla kalmayıp aynı zamanda şirketlerin değerini de artırdığına dair giderek artan bir farkındalık var. Her işletmenin farklı riskleri olsa da, iklim değişikliği etkisi, yolsuzluk gibi etik ihlaller, işçi hakları ihlalleri, modern kölelik ve insan hakları ihlalleri, cinsel taciz iddiaları, iş yeri kültürü ve vergi kaçakçılığı gibi konular yaygın riskler arasında yer alıyor.
İşletmelere, fırsatları yakalarken ESG risklerini etkili bir şekilde yönetmeye yönelik stratejileri anlamalarına ve uygulama süreçlerinde yol arkadaşı oluyoruz. Yönetişim, insan hakları, iklimle ilgili kaygılar ve topluluk katılımını kapsayan derin uzmanlığımızdan ve kapsamlı pazar bilgimizden yararlanarak, işletmelerin uzun vadeli dayanıklı temellerde, başarı bir ESG ortamını en sağlıklı yöntemlerle yönetecek stratejileri geliştiriyoruz.