

Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarının teşvik edilmesi, hem enerji arz güvenliğinin artırılması hem de çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılması bakımından stratejik bir öncelik taşımaktadır. Bu çerçevede devlet, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını yaygınlaştırmak ve yatırımcıların finansal risklerini hafifletmek amacıyla bir dizi destek mekanizması sunmaktadır.
Öne Çıkan Teşvik Mekanizmaları
a) Sabit Fiyat Alım Garantisi (YEKDEM)
Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM), yenilenebilir kaynaklardan elektrik üreten tesislere belirli bir süre için sabit fiyatla alım garantisi sunmaktadır. Bu mekanizma, yatırımcılar için öngörülebilirlik sağlayarak finansmana erişimi kolaylaştırmaktadır.
Örneğin, 31 Aralık 2020 ile 1 Temmuz 2021 tarihleri arasında işletmeye giren YEK belgeli tesisler için YEKDEM uygulama süresi 31 Aralık 2030 tarihine kadar belirlenmiştir.
b) Yerli Aksam Kullanımı ve Yerli Katkı Desteği
Yenilenebilir enerji yatırımlarında yerli üretim yönünü güçlendirmek amacıyla, tesislerde kullanılan yerli aksam için ek destek mekanizmaları mevcuttur.
Ayrıca, yatırım teşvikleri kapsamında yerli üretim şartları getirilmiş ve bazı düzenlemelerle güneş enerjisi sistemlerinde kullanılacak panellerin üretim sürecine dair kriterler belirlenmiştir.
c) Vergi Muafiyetleri, Gümrük İstisnaları, Kredi İndirimleri
Yatırım maliyetlerinin azaltılması amacıyla KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, düşük faizli kredi imkanları ve yatırım yeri tahsisi gibi destekler sahada yer almaktadır.
d) Tarım ve Kırsal Kalkınma Alanında Hibe Destekleri
Özellikle tarımsal işletmeler için, IPARD Programı kapsamında yenilenebilir enerji yatırımları için %60’a, genç çiftçiler veya özel sertifikalı üreticilerde %70 – %75’e varan hibe destekleri sağlanmaktadır.
● Yatırımcıların, ilgili yönetmelikler ve teşvik bildirimleri doğrultusunda başvurularını hazırlamaları gerekmektedir. Örneğin, lisanssız elektrik üretimi için 1 MW’a kadar olan projelerde lisans alma zorunluluğu bulunmamaktadır.
● Yerli üretim kriterleri ve başvuru dönemlerindeki düzenlemeler yatırım planlarını etkileyebilmektedir; bu nedenle güncel mevzuat takip edilmelidir.
● Desteklerin farklı kapsamlara yayılmış olması nedeniyle (sanayi, tarım, KOBİ, yatırım büyüklüğü vb.) yatırımcıların kendi projeleri için uygun teşvik mekanizmasını belirlemesi önem taşımaktadır.
Kurumsal Değerlendirme Açısından Öne Çıkan Hususlar
● Yatırım kararları alınırken, sabit alım garantisi (YEKDEM gibi) ile getirilerin öngörülebilirliği sağlanabilir.
● Yerli üretim şartları sayesinde tedarik zinciri ve yerel sanayi ile entegrasyon fırsatları değerlendirilebilir.
● Vergi ve gümrük destekleri ile maliyet azaltma imkânı bulunmakta, bu da yatırımın geri dönüş süresini iyileştirebilir.
● Tarım ve kırsal alanlarda yatırım yapan kurumlar için yüksek hibe oranları bulunmaktadır; bu, kurumsal sosyal sorumluluk ve enerji maliyet düşürücü stratejilerle entegre edilebilir.
● Uygun teşvik mekanizmasının seçilmesi, başvuru şartlarının önceden incelenmesi ve yatırım planlamasının buna göre yapılması kritik önem taşıyor.
Kurumsal ölçekte yenilenebilir enerji yatırımı planlayan bir kuruluşun, mevcut devlet destek mekanizmalarını sistematik şekilde değerlendirmesi büyük önem taşır. Sabit alım garantileri, yerli üretim teşvikleri, vergi/gümrük muafiyetleri ve sektörel özel hibeler, yatırımın hem finansal sürdürülebilirliğini artırmakta hem de kurumsal itibar açısından pozitif katkı sağlamaktadır. Yatırımın fizibilite çalışmasında bu unsurların tümü dikkate alınmalı, başvuru takvimi ve mevzuat değişimleri düzenli izlenmelidir.
Not: Bu makale, genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.
Son yıllarda, hem varlık sahiplerinin hem de yöneticilerin UNPRI ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri gibi küresel girişimleri giderek daha fazla benimsemesiyle, yatırımcıların ilgisinde ESG uyumlu yatırımlara doğru gözle görülür bir değişim yaşandı. Bu eğilime, sürdürülebilir yatırım seçeneklerine yönelik perakende talebinde gözle görülür bir artış eşlik ediyor. Bu değişimler, varlık sahiplerinin ve yöneticilerinin ESG hakkındaki duruşlarını ve yatırım karar alma süreçlerindeki rolünü net bir şekilde tanımlamaları için bir fırsat yaratıyor.
ESG faktörleri ile yatırım kararı alma arasındaki gelişen bağlantı, fonları ve varlık yönetimi sektörünü önemli ölçüde etkiliyor. Varlık sahipleri ve yöneticileri, önerilen herhangi bir işlemde veya yatırım kararında ESG hususlarını hesaba katmak konusunda kendilerini giderek daha fazla yükümlü buluyorlar. Bu, sürdürülebilirlik risklerinin uygun şekilde değerlendirilmesini ve yatırımların müvekkillerinin veya yararlanıcılarının ESG tercihleriyle uyumlu olmasını sağlar. Sonuç olarak, ESG konularının entegrasyonu yalnızca bir uyum çalışması olmaktan çıkıp varlık sahipleri ve yöneticileri için temel bir iş hususu haline geldi.
Bu gelişmeleri yakından takip ederek, işletmelerin ESG süreçlerinde ihtiyaçları olan entegrasyonu sağlama konusunda geniş deneyime sahibiz. Hizmetlerimiz, organizasyon düzeyinde stratejik ve operasyonel tavsiyeler sunmaktan, ESG ile ilgili stratejilerin başlatılmasına veya yatırım yapılmasına yardımcı olmaya kadar uzanır.
Kurumsal amaç, hesap verebilirlik ve operasyonel dayanıklılığa artan vurgu, kurumsal stratejiler kapsamında çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) hususlarının önemini artırmaya devam ediyor.
Geçmişte bu tür konular genellikle finansal değeri azaltıcı olarak görülebilirken, artık sürdürülebilir iş uygulamalarının yalnızca riskleri azaltmakla kalmayıp aynı zamanda şirketlerin değerini de artırdığına dair giderek artan bir farkındalık var. Her işletmenin farklı riskleri olsa da, iklim değişikliği etkisi, yolsuzluk gibi etik ihlaller, işçi hakları ihlalleri, modern kölelik ve insan hakları ihlalleri, cinsel taciz iddiaları, iş yeri kültürü ve vergi kaçakçılığı gibi konular yaygın riskler arasında yer alıyor.
İşletmelere, fırsatları yakalarken ESG risklerini etkili bir şekilde yönetmeye yönelik stratejileri anlamalarına ve uygulama süreçlerinde yol arkadaşı oluyoruz. Yönetişim, insan hakları, iklimle ilgili kaygılar ve topluluk katılımını kapsayan derin uzmanlığımızdan ve kapsamlı pazar bilgimizden yararlanarak, işletmelerin uzun vadeli dayanıklı temellerde, başarı bir ESG ortamını en sağlıklı yöntemlerle yönetecek stratejileri geliştiriyoruz.