

9 Temmuz 2025 tarihli ve 32951 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan tebliğ ile, “Yeşil Dönüşüm Destek Programı Uygulama Usul ve Esasları Tebliği”nin adı “Yeşil Dönüşüm Programı Uygulama Usul ve Esasları Tebliği” olarak değiştirildi. Tebliğde, yeşil dönüşüm uygulamalarının çerçevesini belirleyen yol haritası raporundan, başvuru ve değerlendirme süreçlerine kadar birçok maddede düzenleme yapıldı.
Bu güncelleme, Türkiye’de kaynak verimliliği, düşük karbonlu üretim ve döngüsel ekonomi ilkelerine uygun yatırımların desteklenmesi amacıyla hazırlanmış olup; başvuru, değerlendirme, izleme, revizyon ve tamamlama süreçlerini netleştirmektedir. Ayrıca, tebliğin dayanakları Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ve Yatırımlarda Devlet Yardımları Kararı ile uyumlu hale getirilmiştir.
● Tebliğin Adı:
Tebliğin adı “Yeşil Dönüşüm Programı Uygulama Usul ve Esasları Tebliği” olarak değiştirilmiştir.
● Amaç ve Kapsam:
Döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayan, kaynak verimli ve düşük karbonlu üretimi hedefleyen yatırımların desteklenmesi; programın başvuru, değerlendirme, izleme, revizyon ve tamamlama süreçlerinin düzenlenmesi.
● Tanımlar:
“Karar” ve “Program” tanımları, 29 Mayıs 2025 tarihli 9903 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ve 2025/1 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Tebliği doğrultusunda güncellenmiştir.
● Yol Haritası Raporu:
Yatırımcılar, tesis bazında en az 5 yıllık projeleri içeren bir yol haritası raporu hazırlamak zorundadır. Raporda Bakanlık tarafından yayımlanan şablon kullanılacaktır.
● Yeşil Dönüşüm Ekibi ve Lideri:
Yatırımcılar, yeşil dönüşüm sürecini koordine etmek için bir ekip oluşturmalı ve bu ekipten bir yeşil dönüşüm lideri yetkilendirmelidir. Lider değişikliği, gerekçeli bildirim ve Bakanlık onayı ile mümkündür.
● Başvuru Usulü ve Kısıtlamalar:
Başvurular sadece yetkilendirilmiş yeşil dönüşüm lideri tarafından yapılabilir. Aynı yatırım adresinde devam eden başvuru veya açık Yatırım Teşvik Belgesi bulunması halinde yeni başvuru yapılamaz.
● Değerlendirme ve Red:
Başvurularda şekil yönünden eksiklik tespit edilirse düzeltme için süre tanınır. Program şartlarını karşılamayan projeler gerekçeli olarak sistem üzerinden değerlendirme dışı bırakılır.
● Destek Kapsamı:
Destekler, mevcut tesislerde yapılacak yeşil dönüşüm yatırımları ile sınırlıdır. Tamamen yeni yatırımlar veya Ar-Ge faaliyetleri destek kapsamı dışında bırakılmıştır.
● Yenilenebilir Enerji Yatırımları:
Güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları, proje bütünlüğü sağlama amacıyla dahil edilebilir ancak Yatırım Teşvik Belgesi kapsamına alınmaz ve yatırım büyüklüğü hesaplamasında dikkate alınmaz.
● İzleme ve Revizyon:
Projelerin ilerleyişi Genel Müdürlük tarafından atanacak değerlendiricilerce izlenir. Uygun bulunan revizyon talepleri onay için TUYSGM’ye iletilir.
● Tamamlama ve Başarısızlık Durumu:
Proje hedeflerine ulaşan yatırımlar tamamlanmış sayılır. Hedeflere ulaşamayan projeler programdan çıkarılır ve “Yeşil Dönüşüm Merkezi” unvanı iptal edilir. Başarısız projeler için alternatif destek programlarında değerlendirme yapılabilir.
● Yürürlük ve Yetki:
Tebliğ 9 Temmuz 2025’te yürürlüğe girmiş olup, uygulama ve denetim yetkisi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na aittir.
Son yıllarda, hem varlık sahiplerinin hem de yöneticilerin UNPRI ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri gibi küresel girişimleri giderek daha fazla benimsemesiyle, yatırımcıların ilgisinde ESG uyumlu yatırımlara doğru gözle görülür bir değişim yaşandı. Bu eğilime, sürdürülebilir yatırım seçeneklerine yönelik perakende talebinde gözle görülür bir artış eşlik ediyor. Bu değişimler, varlık sahiplerinin ve yöneticilerinin ESG hakkındaki duruşlarını ve yatırım karar alma süreçlerindeki rolünü net bir şekilde tanımlamaları için bir fırsat yaratıyor.
ESG faktörleri ile yatırım kararı alma arasındaki gelişen bağlantı, fonları ve varlık yönetimi sektörünü önemli ölçüde etkiliyor. Varlık sahipleri ve yöneticileri, önerilen herhangi bir işlemde veya yatırım kararında ESG hususlarını hesaba katmak konusunda kendilerini giderek daha fazla yükümlü buluyorlar. Bu, sürdürülebilirlik risklerinin uygun şekilde değerlendirilmesini ve yatırımların müvekkillerinin veya yararlanıcılarının ESG tercihleriyle uyumlu olmasını sağlar. Sonuç olarak, ESG konularının entegrasyonu yalnızca bir uyum çalışması olmaktan çıkıp varlık sahipleri ve yöneticileri için temel bir iş hususu haline geldi.
Bu gelişmeleri yakından takip ederek, işletmelerin ESG süreçlerinde ihtiyaçları olan entegrasyonu sağlama konusunda geniş deneyime sahibiz. Hizmetlerimiz, organizasyon düzeyinde stratejik ve operasyonel tavsiyeler sunmaktan, ESG ile ilgili stratejilerin başlatılmasına veya yatırım yapılmasına yardımcı olmaya kadar uzanır.
Kurumsal amaç, hesap verebilirlik ve operasyonel dayanıklılığa artan vurgu, kurumsal stratejiler kapsamında çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) hususlarının önemini artırmaya devam ediyor.
Geçmişte bu tür konular genellikle finansal değeri azaltıcı olarak görülebilirken, artık sürdürülebilir iş uygulamalarının yalnızca riskleri azaltmakla kalmayıp aynı zamanda şirketlerin değerini de artırdığına dair giderek artan bir farkındalık var. Her işletmenin farklı riskleri olsa da, iklim değişikliği etkisi, yolsuzluk gibi etik ihlaller, işçi hakları ihlalleri, modern kölelik ve insan hakları ihlalleri, cinsel taciz iddiaları, iş yeri kültürü ve vergi kaçakçılığı gibi konular yaygın riskler arasında yer alıyor.
İşletmelere, fırsatları yakalarken ESG risklerini etkili bir şekilde yönetmeye yönelik stratejileri anlamalarına ve uygulama süreçlerinde yol arkadaşı oluyoruz. Yönetişim, insan hakları, iklimle ilgili kaygılar ve topluluk katılımını kapsayan derin uzmanlığımızdan ve kapsamlı pazar bilgimizden yararlanarak, işletmelerin uzun vadeli dayanıklı temellerde, başarı bir ESG ortamını en sağlıklı yöntemlerle yönetecek stratejileri geliştiriyoruz.