

Türkiye Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından, uluslararası faaliyetlerden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltılması için kullanılması sürdürülebilir havacılık yakıtlarının uyumluluğu muhafaza edilecek, zorunlu kullanım ve teşvikine ilişkin esasları belirlemek amacıyla “Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı Talimatı (SHT-SAF)” 26.06.2025 tarihinde yayımlandı.
SHT-SAF Nedir?
SHT-SAF, Türkiye’de uluslararası uçuş gerçekleştiren hava yolu şirketlerine ve yakıt tedarikçilerine, sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) kullanımını zorunlu kılan resmi bir düzenlemedir.
Amaç; hem sera gazı emisyonlarını azaltmak, hem de uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına uyum sağlamaktır. Bu sayede Türkiye, havacılıkta çevre dostu uygulamaları hayata geçiren öncü ülkeler arasında yer almayı hedefliyor.
SHT-SAF Talimatı, aşağıdaki taraflar için geçerli:
● Türkiye kalkışlı dış hat uçuşu gerçekleştiren hava yolu şirketleri
● Havacılık yakıtı tedarikçileri
● Havaalanı işletmecileri
● Rafineriler
Ancak insani yardım, sağlık hizmeti ya da yangınla mücadele gibi özel görevli uçuşlar bu kapsamın dışında tutulmuştur.
Yeni talimatla birlikte bazı konular artık sadece tavsiye değil, zorunluluk haline geldi:
● Her yıl SHGM tarafından açıklanacak hedeflere göre belirli miktarda SAF kullanımızorunlu olacak.
● Türkiye sınırları içindeki havaalanlarında uçaklara yüklenen jet yakıtının en az %90’ının yerel kaynaklardan tedarik edilmesi gerekecek.
● Kullanılan SAF, mutlaka uluslararası geçerliliğe sahip CORSIA sertifikalarınauygun olmalı.
● Yakıt tedarikçileri, SAF ile ilgili tüm teknik belgeleri zamanında sunmakla yükümlü olacak.
● SAF ikmali, yalnızca SHGM tarafından onaylı havaalanlarında ve belirlenen karışım oranlarına uygun şekilde yapılabilecek.
Raporlama ve Denetim Süreci
SHGM, bu süreci sadece yönlendirmiyor, aynı zamanda aktif olarak denetliyor ve takip ediyor.
● Tüm SAF işlemleri, CORSIA standartlarına uygun şekilde raporlanmalı.
● Tedarikçiler, yıl sonunda SHGM’ye raporlarını sunmak zorunda.
● Belgeler, en az 5 yıl süreyle saklanmalı.
● SHGM, hem planlı hem habersiz denetim gerçekleştirme hakkına sahip.
● Uyum sağlanmadığı durumda, idari yaptırımlar uygulanabiliyor.
Olağanüstü Durumlar İçin Esneklik Var
Deprem, savaş, salgın ya da grev gibi olağanüstü hallerde SHGM, bu zorunlulukları geçici olarak durdurma veya esnetme yetkisine sahip. Bu sayede sistem, hem katı hem de gerektiğinde esnek bir yapı sunuyor.
Sektör İçin Ne Anlama Geliyor?
Bu talimat, Türkiye havacılık sektöründe çevreci dönüşümün resmen başladığınıgösteriyor. Giderek daha fazla gündeme gelen karbon salımı ve yeşil dönüşüm konuları, artık sadece iyi niyet beyanlarıyla değil, resmi mevzuatla da yönlendiriliyor.
Hava yolu şirketlerinin ve yakıt tedarikçilerinin bu sürece uyum sağlaması hem çevreye katkı sağlayacak hem de uluslararası pazarda rekabet avantajı kazandıracaktır.
SÜRDÜRÜLEBİLİR HAVACILIK YAKITI TALİMATI (SHT-SAF) için: http://web.shgm.gov.tr/documents/sivilhavacilik/files/mevzuat/sektorel/talimatlar/SHT%2BSAF.pdf
Son yıllarda, hem varlık sahiplerinin hem de yöneticilerin UNPRI ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri gibi küresel girişimleri giderek daha fazla benimsemesiyle, yatırımcıların ilgisinde ESG uyumlu yatırımlara doğru gözle görülür bir değişim yaşandı. Bu eğilime, sürdürülebilir yatırım seçeneklerine yönelik perakende talebinde gözle görülür bir artış eşlik ediyor. Bu değişimler, varlık sahiplerinin ve yöneticilerinin ESG hakkındaki duruşlarını ve yatırım karar alma süreçlerindeki rolünü net bir şekilde tanımlamaları için bir fırsat yaratıyor.
ESG faktörleri ile yatırım kararı alma arasındaki gelişen bağlantı, fonları ve varlık yönetimi sektörünü önemli ölçüde etkiliyor. Varlık sahipleri ve yöneticileri, önerilen herhangi bir işlemde veya yatırım kararında ESG hususlarını hesaba katmak konusunda kendilerini giderek daha fazla yükümlü buluyorlar. Bu, sürdürülebilirlik risklerinin uygun şekilde değerlendirilmesini ve yatırımların müvekkillerinin veya yararlanıcılarının ESG tercihleriyle uyumlu olmasını sağlar. Sonuç olarak, ESG konularının entegrasyonu yalnızca bir uyum çalışması olmaktan çıkıp varlık sahipleri ve yöneticileri için temel bir iş hususu haline geldi.
Bu gelişmeleri yakından takip ederek, işletmelerin ESG süreçlerinde ihtiyaçları olan entegrasyonu sağlama konusunda geniş deneyime sahibiz. Hizmetlerimiz, organizasyon düzeyinde stratejik ve operasyonel tavsiyeler sunmaktan, ESG ile ilgili stratejilerin başlatılmasına veya yatırım yapılmasına yardımcı olmaya kadar uzanır.
Kurumsal amaç, hesap verebilirlik ve operasyonel dayanıklılığa artan vurgu, kurumsal stratejiler kapsamında çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) hususlarının önemini artırmaya devam ediyor.
Geçmişte bu tür konular genellikle finansal değeri azaltıcı olarak görülebilirken, artık sürdürülebilir iş uygulamalarının yalnızca riskleri azaltmakla kalmayıp aynı zamanda şirketlerin değerini de artırdığına dair giderek artan bir farkındalık var. Her işletmenin farklı riskleri olsa da, iklim değişikliği etkisi, yolsuzluk gibi etik ihlaller, işçi hakları ihlalleri, modern kölelik ve insan hakları ihlalleri, cinsel taciz iddiaları, iş yeri kültürü ve vergi kaçakçılığı gibi konular yaygın riskler arasında yer alıyor.
İşletmelere, fırsatları yakalarken ESG risklerini etkili bir şekilde yönetmeye yönelik stratejileri anlamalarına ve uygulama süreçlerinde yol arkadaşı oluyoruz. Yönetişim, insan hakları, iklimle ilgili kaygılar ve topluluk katılımını kapsayan derin uzmanlığımızdan ve kapsamlı pazar bilgimizden yararlanarak, işletmelerin uzun vadeli dayanıklı temellerde, başarı bir ESG ortamını en sağlıklı yöntemlerle yönetecek stratejileri geliştiriyoruz.