

İngiltere’de yaşamak ve çalışmak isteyen birçok girişimci için son yıllarda öne çıkan bir kavram var: Self-Sponsorship, yani kendi kendine sponsor olma.
Bu yöntem, doğrudan bir işverenin sizi işe alıp vize sponsoru olması yerine, kendi kurduğunuz veya sahip olduğunuz şirket aracılığıyla kendinize çalışma izni sağlamanızanlamına geliyor.
Kısacası, kendi şirketiniz sizin işvereniniz haline geliyor — ve siz, şirketinizin sponsorluğu sayesinde İngiltere’de çalışma hakkı elde ediyorsunuz.
Bu yöntem, İngiltere’nin göçmenlik sisteminde ayrı bir vize türü değildir. Aslında mevcut Skilled Worker (Nitelikli Çalışan) vizesi altyapısı üzerinden yürütülen bir stratejidir.
Yani süreç iki ana aşamadan oluşur:
1. Bir şirket kurmak veya devralmak,
2. Bu şirketin Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı’ndan (Home Office) Sponsor Lisansı alması.
Şirketiniz lisans aldıktan sonra, kendi adınıza Certificate of Sponsorship (CoS)düzenleyebilir. Bu belgeyle birlikte Skilled Worker vizesine başvurarak, İngiltere’de yasal olarak yaşama ve çalışma izni elde edebilirsiniz.
Self-sponsorship, özellikle girişimci ruha sahip profesyoneller ve kendi işini kurmak isteyen uzmanlar için uygun bir yoldur. Ancak belirli kriterleri karşılamak gerekir:
● Kurmak istediğiniz iş alanında deneyim, beceri veya niteliklere sahip olmalısınız.
● İngiltere’de işinizi destekleyecek yeterli sermaye veya finansal kaynağa sahip olmanız gerekir.
● Şirketin sponsor lisansı başvurusu sırasında, İngiltere’de yerleşik bir kişiyi “Yetki Görevlisi (Authorising Officer)” olarak gösterebilirseniz süreç kolaylaşır.
● Ayrıca, vize başvurusu için en az B1 seviyesinde İngilizce bilgisi şarttır.
Self-sponsorship süreci birkaç temel adımdan oluşur:
1. Şirket Kuruluşu:
Öncelikle İngiltere’de bir limited şirket kurarsınız veya mevcut bir işletmeyi devralırsınız. Şirketin faaliyet alanı, adresi ve iş planı net şekilde belirlenmelidir.
2. Sponsor Lisansı Başvurusu:
Şirketiniz, Home Office’e başvurarak işçi sponsor etme lisansı alır. Bu lisans, şirketin gerçek bir işyeri olduğunu, uygun kayıt sistemlerine sahip bulunduğunu ve çalışanlarını yasal olarak istihdam edebileceğini kanıtlamanızı gerektirir.
3. Sponsor Sorumlularını Atama:
Şirket içinde “Authorising Officer”, “Key Contact” ve “Level 1 User” gibi resmi sorumluluklar belirlenir. Bu kişiler, Home Office ile iletişimden ve sistemin yönetiminden sorumludur.
4. Certificate of Sponsorship (CoS):
Lisans alındıktan sonra şirket, kendi adınıza CoS düzenleyebilir. Bu belge, Skilled Worker vizesi için başvuruda kullanılır.
5. Vize Başvurusu:
CoS, İngilizce yeterlilik belgesi, mali kanıtlar ve kimlik belgeleriyle birlikte Skilled Worker vizesine başvurulur. Başvurunun onaylanması halinde, İngiltere’de çalışma hakkı elde edilir.
Self-sponsorship, kulağa özgürlük dolu bir yöntem gibi gelse de oldukça detaylı ve titiz bir süreçtir.
● Gerçek bir iş planı sunmanız gerekir. Home Office, verilen pozisyonun ve işin gerçekten var olup olmadığını sorgular.
● Maaş ve beceri kriterleri Skilled Worker vizesinin şartlarına uygun olmalıdır. Her meslek grubu için belirli maaş eşiği ve nitelik seviyesi tanımlanmıştır.
● Şirketin yükümlülükleri vardır. Sponsor olan her şirket, çalışanlarının durumundaki değişiklikleri Home Office’e bildirmekle yükümlüdür.
● Denetim olasılığı yüksektir. Home Office şirketi yerinde inceleyebilir ve belgelerin doğruluğunu kontrol edebilir.
Bu nedenle süreçte bir göçmenlik avukatı veya yetkili danışman ile çalışmak hem süreci hızlandırır hem de olası hataları önler.
Alternatif Olarak: Innovator Founder Vizesi
Eğer kurmak istediğiniz iş yenilikçi ve ölçeklenebilir bir yapıya sahipse, Innovator Founder vizesi sizin için daha uygun olabilir.
Bu rota, İngiltere’de iş kurmak isteyen ancak doğrudan sponsor lisansı almak istemeyen girişimciler için geliştirilmiştir. Onaylı kuruluşlardan (endorsing body) destek alınarak başvuru yapılır.
Self-sponsorship, İngiltere’ye çalışmak ya da işini taşımak isteyen profesyoneller için bağımsızlık ve kontrol imkânı sunan bir stratejidir. Ancak bu yöntem, dikkatli planlama, güçlü bir iş planı ve Home Office kurallarına tam uyum gerektirir.
Eğer gerekli deneyime, finansal kaynağa ve kararlılığa sahipseniz; İngiltere’de kendi işinizi kurarak kendinize sponsor olmanız mümkün. Bu yol zahmetli olsa da, sonunda kendi işinizin sahibi olarak İngiltere’de yaşama ve çalışma fırsatı elde edersiniz.
Not: Bu makale, hukuki konulara ilgi duyan kişilerin genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.
Son yıllarda, hem varlık sahiplerinin hem de yöneticilerin UNPRI ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri gibi küresel girişimleri giderek daha fazla benimsemesiyle, yatırımcıların ilgisinde ESG uyumlu yatırımlara doğru gözle görülür bir değişim yaşandı. Bu eğilime, sürdürülebilir yatırım seçeneklerine yönelik perakende talebinde gözle görülür bir artış eşlik ediyor. Bu değişimler, varlık sahiplerinin ve yöneticilerinin ESG hakkındaki duruşlarını ve yatırım karar alma süreçlerindeki rolünü net bir şekilde tanımlamaları için bir fırsat yaratıyor.
ESG faktörleri ile yatırım kararı alma arasındaki gelişen bağlantı, fonları ve varlık yönetimi sektörünü önemli ölçüde etkiliyor. Varlık sahipleri ve yöneticileri, önerilen herhangi bir işlemde veya yatırım kararında ESG hususlarını hesaba katmak konusunda kendilerini giderek daha fazla yükümlü buluyorlar. Bu, sürdürülebilirlik risklerinin uygun şekilde değerlendirilmesini ve yatırımların müvekkillerinin veya yararlanıcılarının ESG tercihleriyle uyumlu olmasını sağlar. Sonuç olarak, ESG konularının entegrasyonu yalnızca bir uyum çalışması olmaktan çıkıp varlık sahipleri ve yöneticileri için temel bir iş hususu haline geldi.
Bu gelişmeleri yakından takip ederek, işletmelerin ESG süreçlerinde ihtiyaçları olan entegrasyonu sağlama konusunda geniş deneyime sahibiz. Hizmetlerimiz, organizasyon düzeyinde stratejik ve operasyonel tavsiyeler sunmaktan, ESG ile ilgili stratejilerin başlatılmasına veya yatırım yapılmasına yardımcı olmaya kadar uzanır.
Kurumsal amaç, hesap verebilirlik ve operasyonel dayanıklılığa artan vurgu, kurumsal stratejiler kapsamında çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) hususlarının önemini artırmaya devam ediyor.
Geçmişte bu tür konular genellikle finansal değeri azaltıcı olarak görülebilirken, artık sürdürülebilir iş uygulamalarının yalnızca riskleri azaltmakla kalmayıp aynı zamanda şirketlerin değerini de artırdığına dair giderek artan bir farkındalık var. Her işletmenin farklı riskleri olsa da, iklim değişikliği etkisi, yolsuzluk gibi etik ihlaller, işçi hakları ihlalleri, modern kölelik ve insan hakları ihlalleri, cinsel taciz iddiaları, iş yeri kültürü ve vergi kaçakçılığı gibi konular yaygın riskler arasında yer alıyor.
İşletmelere, fırsatları yakalarken ESG risklerini etkili bir şekilde yönetmeye yönelik stratejileri anlamalarına ve uygulama süreçlerinde yol arkadaşı oluyoruz. Yönetişim, insan hakları, iklimle ilgili kaygılar ve topluluk katılımını kapsayan derin uzmanlığımızdan ve kapsamlı pazar bilgimizden yararlanarak, işletmelerin uzun vadeli dayanıklı temellerde, başarı bir ESG ortamını en sağlıklı yöntemlerle yönetecek stratejileri geliştiriyoruz.