

Tapu tescili, Birleşik Krallık’ta (BK) gayrimenkul mülkiyetinin yasal olarak yeni sahibine geçtiğini gösteren ve bunu resmileştiren kritik bir süreçtir. Türkiye’deki tapu sisteminden farklı olarak, Birleşik Krallık (UK)’da bu süreç tamamen elektronik kayıtlar üzerinden yürütülür.
Yetkili Kurum ve Mülkiyet Belgesi
Süreç, Hükümetin bağımsız bir kurumu olan HM Land Registry (Tapu Sicil Dairesi)tarafından yönetilir. BK’de tek bir “tapu senedi” yerine, mülkiyet; elektronik kayıtlar olan Tapu Kaydı (Title Register) ve Tapu Planı (Title Plan) ile kanıtlanır. Bu kayıtlar, mülke ait tüm yasal bilgileri, sahiplik detaylarını ve varsa üzerindeki yükümlülükleri (ipotek, irtifaklar vb.) içerir.
Tapu Tescilinde Avukatın Vazgeçilmez Rolü
BK vatandaşı olmayan bir alıcı olarak, tapu tescili sürecinde sizin doğrudan HM Land Registry ile muhatap olmanız beklenmez. Tüm yasal tescil işlemlerini sizin adınıza avukatınız veya tescil vekiliniz (Solicitor/Conveyancer) yürütür.
Avukatın Rolü:
● İnceleme: Alım öncesinde mülkün mevcut tapu kayıtlarını inceler ve olası yasal sorunları kontrol eder.
● Tamamlanma: Satış bedelinin satıcıya transfer edildiği, mülkiyetin resmen size geçtiği (Completion) anı takiben hemen harekete geçer.
● Tescil Başvurusu: Avukatınız, gerekli tüm yasal belgeleri ve sizin kimlik doğrulama evraklarını ekleyerek yeni sahibi sizin olduğunuzu beyan eden tescil başvurusunu (genellikle AP1 formu) HM Land Registry’ye elektronik olarak gönderir.
Yabancı Alıcılar İçin Önemli Hususlar
BK vatandaşı olmayan alıcıların sürece dikkat etmesi gereken özel noktalar şunlardır:
Kimlik Doğrulama ve Fon Kaynağı
Yabancı alıcılar için para aklamayı önleme (Anti-Money Laundering – AML) yasaları kapsamında kimlik ve fon kaynağı doğrulama süreci çok katıdır. Avukatınız sizden pasaportunuzun noter onaylı kopyasını, ikamet belgenizi ve en önemlisi, mülkü almak için kullandığınız fonların yasal kaynağını gösteren detaylı kanıtlar isteyecektir.
Avukatınız, alım anında zorunlu olan iki temel ücreti sizin adınıza öder:
1. Damga Vergisi (SDLT): Hem standart SDLT hem de yabancı alıcılara uygulanan ek vergiler bu aşamada ödenir.
2. Arazi Kayıt Ücreti (Land Registry Fee): Mülkün değerine göre hesaplanan bu tescil harcı da avukat tarafından HM Land Registry’ye ödenir.
HM Land Registry, mülk sahibi olarak sizinle resmi yazışmaları yürütmek için bir adrese ihtiyaç duyar. Bu adres BK dışında, yani Türkiye’deki daimi ikamet adresiniz de olabilir.
Eğer mülk alımı, BK dışından bir şirket veya tüzel kişilik adına yapılıyorsa, mülkiyetin Kayıtlı Denizaşırı Kuruluşlar Siciline (Register of Overseas Entities) tescil edilmesi gibi ek yasal yükümlülükler doğabilir.
Tescil süreci, avukatınızın başvuruyu yapmasından itibaren HM Land Registry’nin yoğunluğuna bağlı olarak birkaç hafta ile birkaç ay (bazen altı aydan fazla) sürebilir.
İşlem tamamlandığında, avukatınız size şu belgelerin elektronik kopyalarını teslim edecektir:
● Güncel Tapu Kaydı (Official Copy of the Register): Adınızın mülk sahibi olarak geçtiği, yasal hak ve yükümlülüklerin listelendiği resmi belgedir.
● Tapu Planı (Title Plan): Mülkün sınırlarını gösteren resmi haritadır.
Bu belgeler, Birleşik Krallık’taki mülkiyetinizin yasal olarak tescil edildiğinin ve size ait olduğunun kesin kanıtıdır.
Not: Bu makale, genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.
Son yıllarda, hem varlık sahiplerinin hem de yöneticilerin UNPRI ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri gibi küresel girişimleri giderek daha fazla benimsemesiyle, yatırımcıların ilgisinde ESG uyumlu yatırımlara doğru gözle görülür bir değişim yaşandı. Bu eğilime, sürdürülebilir yatırım seçeneklerine yönelik perakende talebinde gözle görülür bir artış eşlik ediyor. Bu değişimler, varlık sahiplerinin ve yöneticilerinin ESG hakkındaki duruşlarını ve yatırım karar alma süreçlerindeki rolünü net bir şekilde tanımlamaları için bir fırsat yaratıyor.
ESG faktörleri ile yatırım kararı alma arasındaki gelişen bağlantı, fonları ve varlık yönetimi sektörünü önemli ölçüde etkiliyor. Varlık sahipleri ve yöneticileri, önerilen herhangi bir işlemde veya yatırım kararında ESG hususlarını hesaba katmak konusunda kendilerini giderek daha fazla yükümlü buluyorlar. Bu, sürdürülebilirlik risklerinin uygun şekilde değerlendirilmesini ve yatırımların müvekkillerinin veya yararlanıcılarının ESG tercihleriyle uyumlu olmasını sağlar. Sonuç olarak, ESG konularının entegrasyonu yalnızca bir uyum çalışması olmaktan çıkıp varlık sahipleri ve yöneticileri için temel bir iş hususu haline geldi.
Bu gelişmeleri yakından takip ederek, işletmelerin ESG süreçlerinde ihtiyaçları olan entegrasyonu sağlama konusunda geniş deneyime sahibiz. Hizmetlerimiz, organizasyon düzeyinde stratejik ve operasyonel tavsiyeler sunmaktan, ESG ile ilgili stratejilerin başlatılmasına veya yatırım yapılmasına yardımcı olmaya kadar uzanır.
Kurumsal amaç, hesap verebilirlik ve operasyonel dayanıklılığa artan vurgu, kurumsal stratejiler kapsamında çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) hususlarının önemini artırmaya devam ediyor.
Geçmişte bu tür konular genellikle finansal değeri azaltıcı olarak görülebilirken, artık sürdürülebilir iş uygulamalarının yalnızca riskleri azaltmakla kalmayıp aynı zamanda şirketlerin değerini de artırdığına dair giderek artan bir farkındalık var. Her işletmenin farklı riskleri olsa da, iklim değişikliği etkisi, yolsuzluk gibi etik ihlaller, işçi hakları ihlalleri, modern kölelik ve insan hakları ihlalleri, cinsel taciz iddiaları, iş yeri kültürü ve vergi kaçakçılığı gibi konular yaygın riskler arasında yer alıyor.
İşletmelere, fırsatları yakalarken ESG risklerini etkili bir şekilde yönetmeye yönelik stratejileri anlamalarına ve uygulama süreçlerinde yol arkadaşı oluyoruz. Yönetişim, insan hakları, iklimle ilgili kaygılar ve topluluk katılımını kapsayan derin uzmanlığımızdan ve kapsamlı pazar bilgimizden yararlanarak, işletmelerin uzun vadeli dayanıklı temellerde, başarı bir ESG ortamını en sağlıklı yöntemlerle yönetecek stratejileri geliştiriyoruz.