

Türkiye, küresel rekabetin ve iklim değişikliğiyle mücadelenin merkezine yerleşen sürdürülebilir, kaynak verimli bir ekonomik modele geçiş için tarihi bir adım attı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı liderliğinde hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2025–2028 Ulusal Döngüsel Ekonomi Stratejisi ve Eylem Planı (UDESP), Türkiye’yi ‘Al-Kullan-At’ modelinden çıkararak, küresel yeşil tedarik zincirlerinde hak ettiği konuma taşımayı hedefliyor.
Bu kapsamlı plan, hem çevresel tehditleri bertaraf etmeyi hem de 2028’e kadar yıllık 210–350 milyar TL ekonomik değer yaratmayı öngören 53 somut eylem içeriyor.
I. Döngüsel Ekonomi: Neden Şimdi ve Neden Kritik?
Döngüsel Ekonomi (DE), bir ürünün yaşam döngüsünü maksimize etmeyi, atığı değerli bir kaynağa dönüştürmeyi ve üretim-tüketim süreçlerini optimize etmeyi amaçlayan, lineer ekonominin (al-kullan-at) antitezidir.
Bu model, sadece çevresel bir tercih değil, Türkiye’nin ulusal hedeflerine ulaşması için stratejik bir zorunluluktur:
İklim Taahhütleri ile Doğrudan İlişki (NDC ve Net Sıfır)
UDESP, Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamındaki iklim hedeflerini gerçekleştirmesinin en güçlü aracıdır.
● 2030 Hedefi: Ülkenin revize edilen Ulusal Katkı Beyanı’nda (NDC) belirtilen seragazı emisyonlarında %41 azaltım hedefine ulaşılması için kaynak verimliliği ve atık yönetimindeki iyileşmeler kritik önem taşır.
● 2053 Vizyonu: Üretim ve tüketim süreçlerini yeniden tasarlayan döngüsel model, 2053 Net Sıfır Emisyon taahhüdünü destekleyecek en önemli altyapıyı sunar.
Stratejik Hedefler ve Beklenen Kazanımlar
Planın temel amaçları, ekonomik sürdürülebilirliği çevresel koruma ile birleştirmektedir:
● Doğal Kaynakların Korunması: Ekonomik büyüme sağlanırken, daha az doğal hammadde tüketen bir yapıya geçiş.
● İthalat Bağımlılığının Azaltılması: Özellikle kritik ve stratejik hammaddelerde geri kazanım kapasitesini artırarak dışa bağımlılığı düşürmek.
● Ekonomik Rekabet Gücü: Yeşil dönüşüm, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM) gibi uluslararası düzenlemeler karşısında Türkiye’nin “yeşil üretici” olarak rekabet gücünü artırır.
● Yeni İş ve İstihdam Alanları: Atık yönetim sistemleri, denetim, yeşil teknolojiler ve hammadde geri kazanım alanlarında 100 binden fazla yeni ve nitelikli istihdam yaratılması.
II. Odak Noktası: Öncelikli 7 Kritik Sektör
UDESP, Türkiye’nin hammadde kullanımının en yoğun olduğu ve çevresel etkisinin en yüksek olduğu 7 kritik sektör üzerinde yoğunlaşarak dönüşümü hızlandırmayı hedeflemektedir. Bu odaklanma, AB’nin Döngüsel Ekonomi Eylem Planı ile de paralellik göstermektedir.
| Sektör | Odak Alanı |
| 1. Ambalaj | Tekrar kullanıma teşvik, ambalaj atıklarının geri kazanımı. |
| 2. Batarya ve Araç | Elektrikli araç bataryalarının ömrünü uzatma ve geri dönüşüm altyapısı. |
| 3. İnşaat ve Binalar | Yıkım ve inşaat atıklarının geri kazanımı, yeşil bina standartları ve eko-tasarım. |
| 4. Elektronik ve BİT | Ürünlerin ömrünün uzatılması, tamir edilebilirlik, e-atık yönetimi. |
| 5. Gıda ve Biyokütle | Gıda israfının önlenmesi, biyo-atıkların döngüye sokulması. |
| 6. Plastik | Tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, geri dönüştürülmüş içerik kullanımı. |
| 7. Tekstil | Hızlı moda etkisinin azaltılması, tekstil atıklarının toplanması ve değerlendirilmesi. |
III. UDESP’nin 6 Ana Stratejik Başlığı
Plan, dönüşümü sistematik hale getirmek için 6 temel stratejik alan üzerinde yapılandırılmıştır:
Döngüsel Ürünler (Eko-Tasarım ve Yaşam Döngüsü)
Eylemler, ürünlerin daha dayanıklı, onarılabilir ve geri dönüştürülebilir olarak tasarlanmasını teşvik eder.
Kritik Eylemler: Eko-tasarım ilkelerinin yaygınlaştırılması, ürünlerin şeffaflığı için Ürün Pasaportlarının (dijital takip sistemi) oluşturulması ve tamir edilebilirliği zorunlu kılan standartların belirlenmesi.
Öncelikli Sektörlerin Dönüşümü
Yukarıdaki 7 sektörün değer zincirlerinde kaynak verimliliğini artırmaya yönelik özel eylemler tanımlanmıştır.
Atık ve İsrafın Önlenmesi
Bu alandaki hedefler, atık oluşumunu kaynağında azaltmayı ve oluşan atığın değer zincirine geri kazandırılmasını kapsar.
Uygulamalar: Organize Sanayi Bölgelerinde (OSB) Endüstriyel Simbiyozuygulamalarının yaygınlaştırılması ve atık ayrıştırma altyapısının güçlendirilmesi.
Döngüsel Ekonominin Yaygınlaştırılması (Eğitim ve Farkındalık)
İşletmelerin, yerel yönetimlerin ve nihai tüketicilerin bu yeni sisteme adaptasyonu için gerekli eğitimler, standartlar ve teşvik mekanizmaları sağlanacaktır.
Yatay Eylemler (Finansman ve Mevzuat)
Dönüşümün temelini oluşturan destekleyici mekanizmalar bu başlık altındadır:
● Yeşil Finansman: Yeşil Taksonomi çalışmalarının hızlandırılması ve döngüsel projeler için uygun finansman modellerinin geliştirilmesi.
● Mevzuat Uyumu: AB Yeşil Mutabakatı ile uyumlu yasal altyapının tesisi.
İzleme ve Raporlama
Döngüsel ekonomi performansını ölçmek ve takip etmek amacıyla ulusal bir veri ve izleme sistemi kurulacak; ilerlemeler düzenli olarak raporlanacaktır.
IV. Sektörel Firmalar İçin Acil Çağrı
Bu plan, Türkiye’deki her sektör için maliyet kalemi değil, yeni bir rekabet avantajı ve yatırım fırsatı penceresidir. Özellikle 7 öncelikli sektördeki firmalar, rekabet gücünü korumak ve potansiyel SKDM risklerini yönetmek için aşağıdaki ilk adımları atmalıdır:
1. LCA (Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi) Başlatın: Ürünlerinizin hammadde temininden bertarafına kadar olan çevresel etkilerini bilimsel yöntemlerle ölçün.
2. Eko-Tasarım Eğitimi Alın: Ürün geliştirme ekiplerinizi, onarılabilirlik, modülerlik ve geri dönüştürülmüş içerik kullanımı konularında yetkinleştirin.
3. Endüstriyel Simbiyoz Fırsatlarını Keşfedin: Atığınızı hammadde olarak kullanabilecek komşu işletmeleri belirleyin ve iş birlikleri kurun.
Ulusal Döngüsel Ekonomi Stratejisi ve Eylem Planı, Türkiye ekonomisini geleceğe taşıyan, kaynakları koruyan, yüksek katma değerli ve küresel pazarda rekabetçi bir üretim modeline geçişin sistemli yol haritasıdır.
Detaylı doküman:
Not: Bu makale, genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.
Son yıllarda, hem varlık sahiplerinin hem de yöneticilerin UNPRI ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri gibi küresel girişimleri giderek daha fazla benimsemesiyle, yatırımcıların ilgisinde ESG uyumlu yatırımlara doğru gözle görülür bir değişim yaşandı. Bu eğilime, sürdürülebilir yatırım seçeneklerine yönelik perakende talebinde gözle görülür bir artış eşlik ediyor. Bu değişimler, varlık sahiplerinin ve yöneticilerinin ESG hakkındaki duruşlarını ve yatırım karar alma süreçlerindeki rolünü net bir şekilde tanımlamaları için bir fırsat yaratıyor.
ESG faktörleri ile yatırım kararı alma arasındaki gelişen bağlantı, fonları ve varlık yönetimi sektörünü önemli ölçüde etkiliyor. Varlık sahipleri ve yöneticileri, önerilen herhangi bir işlemde veya yatırım kararında ESG hususlarını hesaba katmak konusunda kendilerini giderek daha fazla yükümlü buluyorlar. Bu, sürdürülebilirlik risklerinin uygun şekilde değerlendirilmesini ve yatırımların müvekkillerinin veya yararlanıcılarının ESG tercihleriyle uyumlu olmasını sağlar. Sonuç olarak, ESG konularının entegrasyonu yalnızca bir uyum çalışması olmaktan çıkıp varlık sahipleri ve yöneticileri için temel bir iş hususu haline geldi.
Bu gelişmeleri yakından takip ederek, işletmelerin ESG süreçlerinde ihtiyaçları olan entegrasyonu sağlama konusunda geniş deneyime sahibiz. Hizmetlerimiz, organizasyon düzeyinde stratejik ve operasyonel tavsiyeler sunmaktan, ESG ile ilgili stratejilerin başlatılmasına veya yatırım yapılmasına yardımcı olmaya kadar uzanır.
Kurumsal amaç, hesap verebilirlik ve operasyonel dayanıklılığa artan vurgu, kurumsal stratejiler kapsamında çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) hususlarının önemini artırmaya devam ediyor.
Geçmişte bu tür konular genellikle finansal değeri azaltıcı olarak görülebilirken, artık sürdürülebilir iş uygulamalarının yalnızca riskleri azaltmakla kalmayıp aynı zamanda şirketlerin değerini de artırdığına dair giderek artan bir farkındalık var. Her işletmenin farklı riskleri olsa da, iklim değişikliği etkisi, yolsuzluk gibi etik ihlaller, işçi hakları ihlalleri, modern kölelik ve insan hakları ihlalleri, cinsel taciz iddiaları, iş yeri kültürü ve vergi kaçakçılığı gibi konular yaygın riskler arasında yer alıyor.
İşletmelere, fırsatları yakalarken ESG risklerini etkili bir şekilde yönetmeye yönelik stratejileri anlamalarına ve uygulama süreçlerinde yol arkadaşı oluyoruz. Yönetişim, insan hakları, iklimle ilgili kaygılar ve topluluk katılımını kapsayan derin uzmanlığımızdan ve kapsamlı pazar bilgimizden yararlanarak, işletmelerin uzun vadeli dayanıklı temellerde, başarı bir ESG ortamını en sağlıklı yöntemlerle yönetecek stratejileri geliştiriyoruz.