

Sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda, doğrusal üretim-tüketim modellerinin çevresel ve ekonomik sınırları daha görünür hale geldi. Bu durum, kaynakların kapalı döngü içinde değerlendirildiği, atığın ise yeniden bir değere dönüştürüldüğü döngüsel ekonomi yaklaşımını stratejik bir zorunluluk haline getirdi.
Döngüsel ekonomi, geleneksel “al-kullan-at” modeline alternatif olarak geliştirilen sürdürülebilir bir ekonomik sistemdir. Bu sistemde ürünler, malzemeler ve kaynaklar mümkün olduğunca uzun süre ekonomide tutulur, atık ve israf ise asgariye indirilir. Döngüsel ekonomi; geri dönüşüm, yeniden kullanım, onarım, kiralama ve paylaşım gibi yaklaşımlarla kaynakların daha verimli kullanılmasını amaçlar. Bu yaklaşım, hem çevresel etkilerin azaltılmasını hem de ekonomik değer yaratımının sürekliliğini hedefler.
Bu çerçevede, döngüsel ekonomi ilkelerini temel alan yenilikçi projelerin desteklenmesi amacıyla EUREKA ağı, uluslararası iş birliğine dayalı “Döngüsel Değer Zinciri 2025” başlıklı yeni bir çağrı başlattı. Çağrı, sanayi odaklı Ar-Ge projeleri aracılığıyla, değer zincirinin tüm aşamalarında döngüsellik ilkesinin hayata geçirilmesini hedeflemektedir. Detaylara aşağıda yer verilmiştir.
EUREKA Network “Döngüsel Değer Zinciri 2025” Çağrısı – Detaylı Bilgilendirme
EUREKA, Ar-Ge ve inovasyon temelli uluslararası iş birliklerini destekleyen hükümetler arası bir platformdur. EUREKA ağı altında başlatılan “Döngüsel Değer Zinciri 2025” temalı çağrı, sanayi odaklı, yenilikçi ve döngüsellik ilkesine dayalı projelere uluslararası finansal destek sağlamak amacıyla açılmıştır.
Bu çağrı ile hedeflenen temel amaç, döngüsel ekonomi yaklaşımlarının değer zincirlerinin her aşamasına entegre edilmesini sağlayacak Ar-Ge ve inovasyon projelerinin desteklenmesidir. Özellikle aşağıdaki alanlarda proje fikirleri teşvik edilmektedir:
● Kaynak Verimliliği ve Atık Azaltımı: Malzeme israfının önlenmesi, geri kazanım oranlarının artırılması.
● Döngüsel Ürün Tasarımı: Uzun ömürlü, modüler ve geri dönüştürülebilir ürün geliştirme.
● Onarım, Yeniden Kullanım ve Geri Dönüşüm Teknolojileri: Ürün yaşam döngüsünü uzatan yenilikçi yöntemler.
● Dijital Teknolojiler ve İzlenebilirlik Sistemleri: Değer zinciri boyunca malzeme takibi, karbon ayak izi ölçümü, dijital ikiz uygulamaları.
● Tedarik Zinciri Entegrasyonu: Döngüsel iş modellerine dayalı tedarik zinciri çözümleri.
● En Az İki Ülke Katılımı: Konsorsiyumlar, en az iki farklı çağrıya katılan ülkeden iki bağımsız kuruluş içermelidir.
● Sanayi Odaklılık: Projelerin sanayi ile doğrudan bağlantılı ve ticarileşme potansiyeli yüksek olmasına önem verilmektedir.
● Konsorsiyum Yapısı: KOBİ’ler, büyük firmalar, üniversiteler ve araştırma merkezleri çağrıya birlikte katılım sağlayabilir.
● Proje Süresi: Genellikle 2 ila 3 yıl arasıdır.
3. Türkiye’den Katılım ve TÜBİTAK Desteği
Türkiye’den başvuru yapacak kuruluşlar, EUREKA uluslararası başvurusuna ek olarak TÜBİTAK TEYDEB 1509 – Uluslararası Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Programıkapsamında ayrı bir ulusal başvuru gerçekleştirmek zorundadır.
TÜBİTAK 1509 Programı Genel Özellikleri:
● Hibe Destek: Geri ödemesiz destek sunulur.
● Destek Oranı: KOBİ’ler için %75’e, büyük işletmeler için %60’a kadar destek verilebilir.
● Ekstra Puanlama: Proje uluslararası iş birliği içerdiği için değerlendirme sürecinde ek avantaj sağlar.
● Desteklenen Gider Kalemleri: Personel, danışmanlık, test-analiz, yazılım lisansları, yurt dışı hizmet alımı vb.
● Başvuru Platformu: EUREKA Project Application Platform
● Son Başvuru Tarihi: 31 Ekim 2025, saat 17:00 (CET)
● Başvuru Yolu: TÜBİTAK TEYDEB başvuru portalı üzerinden
● Son Başvuru Tarihi: 10 Kasım 2025
Bu çağrıya katılan ülkeler aşağıdaki gibidir:
● Avrupa Ülkeleri: Avusturya (koordinatör), Belçika, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Macaristan, İrlanda, Hollanda, İspanya, İsviçre, Türkiye
● Diğer Ülkeler: Kanada, Güney Kore
Her ülke kendi ulusal kurumu aracılığıyla başvuruları alır ve fonlamayı ayrı şekilde gerçekleştirir.
Projeler hem uluslararası hem de ulusal düzeyde değerlendirilecektir. Temel değerlendirme ölçütleri:
● İnovasyon seviyesi
● Döngüsel ekonomi prensiplerine katkı
● Pazar potansiyeli ve ticarileşme
● Ortakların yetkinliği
● Sürdürülebilirlik ve çevresel etki
EUREKA “Döngüsel Değer Zinciri 2025” çağrısı, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlayacak şekilde, malzeme ve enerji verimliliğini önceleyen yenilikçi çözümlerin uluslararası iş birlikleriyle geliştirilmesini amaçlıyor. Türkiye’den bu çağrıya katılmak isteyen sanayi kuruluşları ve araştırma kurumları, TÜBİTAK’ın 1509 Programı kapsamında desteklenebilecek ve uluslararası pazarlarda güçlü iş birlikleri kurma fırsatına sahip olacaktır.
Kaynak: https://tubitak.gov.tr/tr/duyuru/1719-eureka-network-dongusel-deger-zinciri-2025-cagrisi-acildi
Son yıllarda, hem varlık sahiplerinin hem de yöneticilerin UNPRI ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri gibi küresel girişimleri giderek daha fazla benimsemesiyle, yatırımcıların ilgisinde ESG uyumlu yatırımlara doğru gözle görülür bir değişim yaşandı. Bu eğilime, sürdürülebilir yatırım seçeneklerine yönelik perakende talebinde gözle görülür bir artış eşlik ediyor. Bu değişimler, varlık sahiplerinin ve yöneticilerinin ESG hakkındaki duruşlarını ve yatırım karar alma süreçlerindeki rolünü net bir şekilde tanımlamaları için bir fırsat yaratıyor.
ESG faktörleri ile yatırım kararı alma arasındaki gelişen bağlantı, fonları ve varlık yönetimi sektörünü önemli ölçüde etkiliyor. Varlık sahipleri ve yöneticileri, önerilen herhangi bir işlemde veya yatırım kararında ESG hususlarını hesaba katmak konusunda kendilerini giderek daha fazla yükümlü buluyorlar. Bu, sürdürülebilirlik risklerinin uygun şekilde değerlendirilmesini ve yatırımların müvekkillerinin veya yararlanıcılarının ESG tercihleriyle uyumlu olmasını sağlar. Sonuç olarak, ESG konularının entegrasyonu yalnızca bir uyum çalışması olmaktan çıkıp varlık sahipleri ve yöneticileri için temel bir iş hususu haline geldi.
Bu gelişmeleri yakından takip ederek, işletmelerin ESG süreçlerinde ihtiyaçları olan entegrasyonu sağlama konusunda geniş deneyime sahibiz. Hizmetlerimiz, organizasyon düzeyinde stratejik ve operasyonel tavsiyeler sunmaktan, ESG ile ilgili stratejilerin başlatılmasına veya yatırım yapılmasına yardımcı olmaya kadar uzanır.
Kurumsal amaç, hesap verebilirlik ve operasyonel dayanıklılığa artan vurgu, kurumsal stratejiler kapsamında çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) hususlarının önemini artırmaya devam ediyor.
Geçmişte bu tür konular genellikle finansal değeri azaltıcı olarak görülebilirken, artık sürdürülebilir iş uygulamalarının yalnızca riskleri azaltmakla kalmayıp aynı zamanda şirketlerin değerini de artırdığına dair giderek artan bir farkındalık var. Her işletmenin farklı riskleri olsa da, iklim değişikliği etkisi, yolsuzluk gibi etik ihlaller, işçi hakları ihlalleri, modern kölelik ve insan hakları ihlalleri, cinsel taciz iddiaları, iş yeri kültürü ve vergi kaçakçılığı gibi konular yaygın riskler arasında yer alıyor.
İşletmelere, fırsatları yakalarken ESG risklerini etkili bir şekilde yönetmeye yönelik stratejileri anlamalarına ve uygulama süreçlerinde yol arkadaşı oluyoruz. Yönetişim, insan hakları, iklimle ilgili kaygılar ve topluluk katılımını kapsayan derin uzmanlığımızdan ve kapsamlı pazar bilgimizden yararlanarak, işletmelerin uzun vadeli dayanıklı temellerde, başarı bir ESG ortamını en sağlıklı yöntemlerle yönetecek stratejileri geliştiriyoruz.